Friday, November 20, 2009

vudivud.



bir gun, bu binanin icinde beni boyle bir goril kovalarsa nasil kosarim acaba?
koskoca bina, her katta bir suru insan var aslinda ama cok az insanla karsilasabiliyorsun, koridorlarda, cafelerde, oyle bos bazen. ve sasirtici da. gecen spor salonu gordum mesela. icerde iki kisi masa tenisi oynuyordu. sonra ben de girdim iste, oynadim.
ama iste taktim kafama, o hayalimdeki gizemli odayi bulacagim. binanin her seyini kontrol edebildigin. ve iceri girip butun katlarin kenarinda kosesinde duran kolonlardan muzik yayini yapacagim. o gizemli tusa basacagim ve king crimson'dan in the court of the crimson king'i calacagim.
ve herkes altina sicacak once. sonra yavas yavas iki blogu birlestiren o salonda toplanacaklar.
mahser gunu gibi olacak. aglayanlar, birbirlerine sarilanlar, saskin saskin bakanlar...
ses o kadar yuksek olacak ki, butun besiktas ilcesi duyacak. polis arabalari ve ambulanslarin alarmlari otecek. kediler bile sasiracak, o tanidigimiz sirin kediler. muhabirler toplanacak ellerinde cirkin mikrofonlarla. soracaklar ne oldu diye. kimse cevap vermeyecek. sanki mezarlarina donen zombiler gibi yuruyecekler. evlerine dogru. o cok sevdikleri ailelerine. arkadaslarina. bir daha pek konusmayacaklar. sahip olduklari sahteliklere veda edecekler. asla yalan soylemeyecekler. yeniden dogacaklar. yapabilirlerse ve sayet yaparlarsa...

No comments:

Post a Comment