on dakika oldu pencereden karsi apartmana bakmaya baslayali. birinci katta isik yok. iki, uc, dort salonda. dort, de yok.
hepsi perdeleri acmis, isiklari yakmis. sirf ben izliyim diye yapmislar sanki. inandirdim bunu kendime, evet. o kadar cok inandim ki gozlerimi alamiyor, gelen gecen insan siluetlerine bakiyorum. ucuncu kattaki salonda kocaman bir kitaplik var. bir kadin gidip geliyor, raflardan bir seyler mi aliyor? dorduncu katta agac sandigim biri var. pencereden sanki benim pencereme bakiyor. ama beni goremez. burasi hep oldugundan da karanlik. birinci katta hayaletler yasiyor galiba, isiga merakli hayaletler. simdi o kattakiler ve ben birlikte otursak, ne yapardik mesela.
bir adet ben, bir adet agac, bir adet kadin ve hayaletler.
uc kattaki isik yeter mi bizi aydinlatmaya?
toplasan kac volt ederiz kendi basimiza.
insanlar, kucuk ve buyuk odalarda, neyi bekliyor?
insanlar, kucuk ve buyuk odalarda, yagmurun gecmesini bekliyor.
ve iste o insanlar, kucuk ve buyuk odalarini terk edecekler, yagmur gectiginde.
o guzel odalar kalacak bir baslarina.
bir tek onlar hatirlayacaklar herkes gecip gittiginde yasananlari.
esyalar bizi kaydediyor o tanimsiz akillarina. her seyin en kucugu atomlardir ya, bu masada veya o masada donen milyonlarca atom var. atomlar, notronlar ve zaten protonlar, bir gun basimiza dert olacaklar.
No comments:
Post a Comment