t. ve s. benden iki yas buyuktu. simdi de iki yas buyukler. halbuki buyudukce yas farki azalir sanardim.
o zamanlar denizin kenarindan boyle otoyollar gecmezdi. esra ablam bikinisiyle rahatca guneslenir, babam beni onun yanina sahile gotururdu. misir tarlalarinin arasindan gecer, orhan dede'nin evinin asagisinda yuzerdik. bir tane yikik dokuk ev vardi. catisi bile kalmamisti. yaban otlari sarmisti dort bir yanini. cok huzunlu gelirdi evin o hali. ev dememe bakmayin. beyaz tuglali bir baraka. onunde tasli deniz. esra'nin kivircik saclari, uzun bacaklari. gunes oyle cok isirmazdi. ne de olsa ulkenin kuzeyindeyiz. baska bir dilimiz var ama konusmaya cekiniriz.
lacivert ucgen bir bikinim vardi. uzerinde eglenceli figurler. yanlardan iple bagli. beyaz da bir sapka. boyle dantel desem degil, kanavice desem hic degil. zaten ikisinin de pek alakasi yok.
ilik taslarin uzerinde otururdum ogleden sonra gunesiyle. o zaman da golgem vardi. gunes battikca, golgem uzardi, uzardi, uzaardiii.
aksama tuzlu tuzlu eve gider, karpuz falan yerdik. circir bocekleri, citcit cekirdekler, saklambac, didamangisa hikayeleri. dedem olmemisti bile. bastonu ile baskosede otururdu. hey gidi kadir efendi. diktigimiz agaci yaslanmadan kesmisler, elektrik tellerine karisiyor diye.
basparmagima kacan kumlari bile hatirladim.
cocuklugum,
fabrika bacasinin dumani hangi yone eserse
yagmuru bilirdi
simdi o bacadan cok uzaktayim
yagmur ne zaman yagmayacak diye
sayiklarim.
very nice of you dear june.
ReplyDeleteM.
:)