yine huysuz bir sekilde homur sesleri cikararak ise gidiyordum. ise giderken karsima cikan butun insanlari oldurmek istiyorum ve ozellikle o arabalar yok mu o arabalar? saka saka kimseyi oldurmek istemiyorum, lutfen herkes yasasin. konu bu degil, konu amca.
bu amcadan sonra yanimda hep ama hep fotograf makinesi tasimaya karar verdim. ya da oturup cizicem iste.
ay giris yapamadim amcaya. amcaya giris.
iste ben boyle huysuz huysuz gidiyordum. kaldirimda onume cikan herkesi bir hisimla geciyordum. ve gecerken de ufff diyordum duyabilecekleri bir sekilde cunku uyuzun tekiyim ya. sonra birden koskoca kaldirimi kaplayan amca ile karsilastim, hayatim degisti. bu amca, oyle sisko falan degildi. sadece elinde, omzunda ve basinda vs tasigi legenler, torbalar, oltalar, katlanir sandalye ve masa, sepet ve posetler ve bir de kovalar amcayi o kadar buyuk gosteriyordu ki soke oldum. nasil bunca seyi bir arada tasiyabildigini dusundum. bayagi bakakaldim. adeta her tarafindan bir sey firlayan cizgi film karakteri gibiydi. ve gecemedim yanindan. cunku butun kaldirimi kaplamis idi.
amcanin bebek mavisi kumas bir pantolonu ve beyaz bir gomlegi vardi. cok janti bir amcaydi sanki. amcayi muzeye koyasim geldi.
sonra ikarus otobusune bindim. yine ayni hatayi yaptim. ayni hatalar benim olayimdi. otobus dangur dungur gitti, ani frenler, dokulen limonatalar, ic organlarim yer degistirdi. dis organlarim da bi bozuldu sanki. su an bu satirlari ayak parmaklarimla yaziyorum.
yazmak demisken,
cidden yemek borumun kalbe yakin kisminda duran tikac aklima geliyor. daraliyorum. yapicam di mi bigun. bigun bugun olsun ama yaslandim. :(
No comments:
Post a Comment