Somewhere by Sofia Coppola - HD Trailer from Indie Riviera on Vimeo.
denizin bugunnelerizledim blogunu takip etmekten gurur duydugum su gunlerde gercekten izlemek istedigim iki film olduguna karar verdim. coppola ailesinden geliyor ikisi de. somewhere ve tetro. ne zaman izleyebilecegim hakkinda bir fikrim yok lakin. butun hediyeleri atip, gondermedigim mektuplari gomdugum gun olabilir. biliyor musun sevgili gunluk, sadece kolay oldugu icin kolay olani yapmayi tercih etmek cok kotu bisi. bir de cok garip bir sey var uzun zamandir aslinda farkinda oldugum. bazen boyle icimde biriken duygulari kagida kusmam gerekiyor. delirmis gibi yaziyorum. ama onlari yazarken ardindan yazdiklarimla ilgili cok kotu seyler olacagini seziyorum. bu sezinti midir beni yazmaya iten ya da yazdigim icin mi kotu gidiyor seyler diye sormadan edemiyorum. fakat kesin olan bir sey var ki hissettiklerim hic yanlis cikmiyor. sasirmiyorum bile artik seylerin kotu gitmesine. urkerek kalemi elime almiyorum artik. butun kotuluklerle yuzlesebilecegimi saniyorum diye yapiyorum bunu.
aaa bir de making plans for lena varmis. denizcigim bu filmleri istiyorum. bir de gecen biri bir bbc dizisinden bahsetmisti hani nunu'nun arkadasi. o neydi? neyse sevgili gunluk, ne cok sey olmus 27 senede hayatimda ve
ne cok sey olacak gelecekte. guzel gelecek. guzelsin di mi canim gelecek. ne guzel bir gelecegimdin sen. cok cok guzel bir gelecek olarak gelsen yine ben gidince. fantazmagotorik alerjik. donmek istemeyecegim cimenler vardi ustelik. hicbiri sen kokmuyordu. zayif. usumeye de alistim. oldum olasica guzel anilari yasatmaktan korkarmisim. bir gun bir kagit almisim elime. ortasina ucuz tukenmezle derin bir cizgi cekmisim. sonra bombos kalmis. ust kosesinde bir tarih var. o gune dair hatirladigim tek sey kurek kemigimdeki sizi. sonra bir gun simdi hic gitmedigimiz o yerde yemek yemisim. sen ise bir sey icmissin karsimda butun heybetinle. anlatmissin her seyi. uzulmusum ama sarildigimiz icin sonrasinda uzuntulerimin hepsi gecmis. kucukmusum, herkesin koltuk altina sigabilecek kadar minik. teyzemin hediye ettigi mavi bornozun dokusunu hissetmisim ensemde. gunlerce uyumusum sonrasinda. tipki o kabus yilbasinin ardindan yaptigim gibi. yine tek kurus param kalmamis. besiktas'ta basibos dolanmisim. insanlar gecmis sagimdan solumdan binlerce insanlar. durup bagirmak istemisim hepsine. aglamaktan sismis gozlerimi saklamaya calismisim, olmamis. bir kere aglamaya baslayinca sonsuza dek surecekmis gibi gelmesi bundan degil ama. dersaneden cikip evde televizyonun karsisinda geometri testi cozdugum ilkokul besin o minik yasinda baslamis cunku bu. annem yok, babam yok, kimse yok. yapayalnizim. tavani ahsaptan o ev, kuculdukce kuculmus. sonra gunlerce susmamisim. odam hep deterjan kokarmis. annem usenmeden duvarlari silermis. minik minik misketler ustume gelirken agirlasirmis. on yasinda olmeyi dusunmezmis kimse, nerden aklima gelmis ki. seneler boyu ayni dusunce. kurtuldum ama sonunda. unuttum. unutup tekrar hatirlamaktan korkuyorum. unutmusken bile huysuzum. uykuzusum. durdugum her yer once ayaklarimin altindan kayiyor sonra gozlerim gormemeye basliyor. yapayalnizim. delirmekten korkuyorum. bazen gerceklik duygumu kaybediyorum. gozlerimi actigimda hicbir sey hatirlamayacagim. dilim kilitlenecek. bos bos bakacagim diye korkuyorum. delirmekten korkuyorum. olumden korkmuyorum. aci cekmekten korkuyorum. tipki hal hartley'in amateur'undeki kut sacli kadin gibi. I AM NOT AFRAID OF DEATH, I AM AFRAID OF PAIN. korktuklarimiz pesimizi birakmaz degil mi hal hartley? ancak sevdiklerimiz pesimizi birakabilir. john haklidir. mutluluk sicaktir. drama koprusunun sulari ise soguktur hasan, bir tas icilmez.
No comments:
Post a Comment