guzel insanlarla guzel bir hayat yasamak umuduyla dogmustum tasrada bir hastanede.
anamin agzindan tek bir feryat cikmamis. yankilanmamis duvarlarda menopozunda sakinlesen kadinin feryadi hastanenin. onceki cocugu icinde oluvermis diye cok korkmus balik burcu kocasi. bu cocugumuz da mi olmus annesinin karninda diye. doktor kicina tekmeyi basinca cikan sesin ilk notasinda nufus idaresine kosmus. o saatte kimleri bulasin be adam? heyecandan uc tur kosmus kohne avlusunda hukumet konaginin. cocuk okumayi sokende utanmis kimligini veren nufus mudurunun soyadindan. kalca diye soyad mi olur atam?
dedeminmis buralar eskiden dutlukken. kimseler yokmus, civara in cin bile ugramazmis. kadir kasabanin en asabi adami. dikmis simdi digerlerinin yaninda cuce kalan bu uc katli apartimani. karisinin kardesi istanbul'da yuksek mimarlik eder. bir proje cizmis, yollamis. ne anlasin ameleler ebis bucus bir plan yapmislar. ic-ice gecen odalarin oldugu labirent gibi bir evde gecti cocuklugum. ameleler gelecegimle oynadi hahayt, o gunden beri yolumu bulamadim.
tahtimi kardesim elimden aldi, babam eve en pahalisindan mavi elbiseli bir bebekle geldi. rabita tahtalar o gun yerinden oynadi. babaannemin yanina kostum. zorla odadan cikardilar, kan kusuyordu, sonradan hazirlikta arkadasim olacak elif'in babasi yanlis teshis koymus diye sonradan akcigerinin birini heybelideki doktora teslim etti.
sehir degismez, babamin arabalari degisirdi. kirmizi vosvos favorim. kuzenimle ben her sabah, arkamizdan kosan yengeme gulerek okula giderdik. oturamadim su vosvosun on koltuguna, kurallara uyan ogretmen evladiyim diye, aklimda kaldi, on koltuklara o gunden beri temkinli yaslastim.
11 yasimda girdigim sinavda cisimi tuttum diye bir hafta komada kaldim. iki buklum yattim, karnimdaki agrilara o zamandan beri alisigim. raftaki kitaplara dadandim. universite sinavina hazirlanan 10 yas buyuk kuzenimle yaristim. babam korktu, babaannem ufledi durdu, odamda bir tek halk ansiklopesidi kaldi uzerinde gorulmustur damgasi olan.
dogdugumdan beridir her sabah uyandigimda gozlerimdeki bugunun gecmesi icin bir saat beklerdim. her sabah uyanip odanin camlarini acardim. annem cok kizardi. servisi bekler, uzun yollar giderdim iyi okulda okumak icin. genc ingilizce ogretmenimin hayatini merak ederdim. sonra bir kafede lise 2'den kizla elele gordum. gittim gunlugume yazdim, opusmusler midir diye, annem gunlugumu okumus, gelmis bana sen daha kac yasindan niye boyle seyler yaziyorsun diye sormus. cunku anne uc ciltten olusan cinsel bilimler ansiklopedisini okudum. kadin erkek ust uste yan yana got gote.
annem iyi kadindir, tanisan seversin. guzel yemek yapar, temizlik takintisi vardir. gencken cok sertti. yaslandikca pamuk oldu. bazen beni sevmedigini dusunurdum. sonra guzel kiyafetlerle cikagelirdi. saclarimi tarardi. birlikte uyurduk, bana hep en guzel masallari anlatirdi. annem beni cok severmis ben kucukken deyiverdim buyuyunce. zaten butun anneler, cocuklarini cok severler, cocuklar anne olduklarinda anlarlar. ben anne olamadim. bugun bunu dusunup kahroldum.
sabahtan beridir aklimda, avustralya'da yasayan ciftin erkek olaninin trafik kazasinda ansizin olmesi. kadinin cenazeyi ulkeye getirebilmek icin bir hafta didinmesi. tanimam, etmem yine de kahroldum. tanimadigim ne cok insana kahroldum durdum omrumun yarisinda. tanidiklarimi siz dusunun durun.
insan mutlu olmak istemez mi?
cok evler gordum, cok evlerde durdum, sonunda anladim benim derdim mekan olan ev degilmis. anladigimda cok gecti. gecip gitti. gecip gittigimle kaldim.
okudukca okudum, guzel okullarda, en guzel sayfalarda, cok guzel degildi belki okullar ama sayfalarin hepsi benimdi. aklimda hep mutlu olmaklar hayalleri. cok guzel insanlar tanidim, kotu insanlar da bildim. en cok kahveyi sevdim, en cok sevdigim kahveler basima bela oldu. kendimle ugrastim durdumdu, yeraltindan notlarim hic yoktu.
sonra bir gun cok asik oldum. asktan sonrasina inanamaz oldum. basimda kavak yelleri. kavak bile olsa agaclar yaprak dokermis, inanmam, inanamam canlarim. ben karadenizin cam ormanlarini gordum dort mevsim yesil. o ormanlari da yakacaklar bilirim. eli kibritli kotu adamlar buz gibi betonlar dikecekler oraya da. luks odalar yapacaklar, beton odalarda yasasinlar diye insanlar. butun o muhterem komutanlar betondan bedenleriyle anilacaklar. kucuk kasabalarin orta yerinde kafalarina kuslar yesil yesil sicarken, dunyanin her yerinde.
olmeklerden olmek begendiler. sevmekleri beceremediklerinden.
Bence seni çok az insan anlıyor.
ReplyDeleteBen anlıyorum da etrafındaki birçok kişinin anladığını sanmıyorum..Bu yüzden sürekli yalnız hissediyorsun.
Bu yazıyı yazarken kime öykündüğünü, bu "henüz olamamış" tavrın altında aslında çok büyük bir egon olduğunu tahmin edebiliyorum.
Bence güzel yazıyorsun, yazmaya devam et.
M.
İnsan durup da şey demek istiyor: Ben seni anlıyorum.
ReplyDeleteSonra belki de bu yazıyı çok kötü bir zamanda okuduğum için ağlarken buluyorum kendimi. Annemi görmek istiyorum. Sanki hayatta şu ana takılı kalacakmışım gibi geliyor. Sen köklerini nasıl Karadeniz'de bıraktıysan, ben de İstanbul'dan başka bir yerde bıraktım onları. Bu bir güç, görebiliyor musun. Kocaman bir ağaçsın. Köklerin ve dalların. Yoksa neydi, dünyaya orman mı deniyordu. Neyse ne, bir zaman yazmıştın "Sevgi ya bu, koca sevgi, nasıl yetmez, neden yetmez?" diye. Sormuştun, anlamamıştın. Ben de hala anlamam ama kafamı sallarım. Karşımdaki bana "Sevgin yetmiyor" dediğinde "Hı hı evet" derim. Yıllar geçer. Bu söylenen söz, her ayrılıkta mutlaka kullanılır. Ben her seferinde kafamı sallarım, içimdeki her şey nasıl da yıkılır, çaktırmam. Ama hala da anlamam.
Oysa insan durup da şey demek istiyor: Ben seni anlıyorum.
birini anlamak guzel bir sey olsa gerek.
ReplyDelete