Tuesday, October 12, 2010

sevmedigim sorular 2

sevgili gunluk,

bugun senle cok acik konusacagim.

insanlarin dunyayi sadece kendilerininmis gibi evirip cevirmesi cok fazla uzuyor beni. ustelik bunu yaparken, haklilik ekseni etrafinda birbirlerine tur bindirmeye calismalari da cabasi. naif hicbir sey gormuyorum. duzelecegine dair hicbir umudum da kalmadi. ikili mutualist iliskilerden toplumsal orjiye, her şeyin dibinde futursuz bir guc oyunu yatiyor. aileden baslayan bir surec bu sanirim. ya da insanin dogasinda mi var? sanmiyorum. ama neden cogunluk buna mensup? boktan sosyolojik analizlere giremeyecegim. hircinlik diz boyu. ustelik butun her seyin karsisinda susup durdugunda bile altindaki koltugu ceken bir hircinlik bu. yutkunmami zorlastirdigini itiraf etmem gerek. hayata karsi nasil bir durus sergilemem gerektigini bu yasima kadar anlayamamissam, ne zaman anlarim? hicbir zaman? zaman zaman?
iyilik nedir? nasil iyi olunur? nasil bazilari iyi iken digerleri kotu olur? sartlar? esitlik? adalet? icsel bir sey? hayati bu hale getiren nedir? motivasyonlar, hirslar neyin uzerine kurulu. neden her sey gorece. neden burdayiz? neden bunu istiyoruz? neyi kaciriyoruz? kimden kaciyoruz? sevgi nedir? kim kimi sever, kim kimi ister, karmasiklik iyi mi? olunce mi bilecegiz. yasarken neyi cozecegiz?
butun bunlari sormaya basladigimiz anda zaten o naifligimizi kaybediyor muyuz?
o halde hayran oldugumuz onca yazar, sarkici, dusunur aslinda katilimiz mi? neden gercek gibi gelmiyor hicbir sey? gercek, gecmiste yasanmis ve bitmis ve bir daha gelmeyecekmis gibi.
kalabaliklar icinde, yagmurun serpistigi bir gunde,
biri bana bu sorularin cevabini versin.
sevgilerimle.

No comments:

Post a Comment