elime cizdigim desenin arabeskligine sasirmisim, silinip gittiginde aklim basima gelmis cunku, kimi kisiler her seyin fotografini cekiyormus, yazdiklarini paylasiyorlarmis, herkesin yapabildigi en iyi sey yazmakmis, herkes kendini blogger olarak tanitiyormus aleme. bir gun herkes blogger olacakmis. ayrica fotografci.
sonra sutlac yapmistim. hayatimin ilk sutlac denemesini basari ile atlatamamistim. biraz yumusak olmustu. ama sutlac zaten yumusak bir yemekmis. iyi de bunu bastan soyleseydin.
yolda bildigim bir kac kisiyi gormustum. konusmayi beceremedigim insanlar varmis. ne konusucakmisim ki insanlarla. katakulili insanlar bunlar, hep de cay icerler. sonra da iserler cami vecelerinde. gorunmezlik pelerini harry potter'da ozendigim ilk seymis.
sonra aklima sen geldin. ben sana cok uzuluyordum cunku bence hayatinin ne kadar boktan oldugunu dogal olarak sen benden daha iyi biliyordun. ama isine gelmiyordu. bazen banane ya diyordum. sonra hircinliginin altinda yatan seyin bu kadar basit olmasi bir seylerime temas ediyordu. sana dair yasadigim en buyuk hayal kirikliklarindan dorduncusu buydu. anliyordum ama hayal kirikligina ugruyordum. yapicak bir sey yoktu. inceldigi yerden kopsundu.
en sevdigim fontu bulamyinca cildiriyordum. buyudukce zaman cok daha cabuk geciyordu. yas aldikcaa yillar kisaliyordu. en uzun yasim birinciymis megerse.
No comments:
Post a Comment