matthew herbert'in berlin senfoni orkestrasi ile dokturdugu mahler'in bitmeyen senfonisi ve perdeye yansiyan dehset guzellikteki gorsellere 10 euro'ya kavusabilmenin mumkun oldugu bir sehrin cok da soguk olmayan sonbaharinda gunler cok cabuk gecmiyordu. biraz bekledik disarda kuyrukta ama degdi, en azindan oturacak yer bulduk. konserde bana eslik eden ruh hastasi arkadasim uyurken birden yillar once volksbuhne'de gittigim antony and the johnsons konseri geldi aklima. ayni his kapladi icimi ayni sehrin farkli konser mecralarinda. its always sunny in brezilya.
uzun zamandir kendimle cok ugrasiyorum. bu yuzden de asiri sikayet ediyorum ve haklisiniz bu hic eglenceli bir sey degil. ustelik eski yumusak kalpliligimden de eser kalmadi. baskalarina hot demek bir yara, kendime cektigim hassiktirler yaslanmanin nasil bir sey oldugunu iyice hissettiriyordu. hicbir yerde evimde hissetmiyordum. evim sandigim yerin anisi ise gittikce siliklesiyordu. mahalle arasindaki parkta yatarken dusundumdu: su an su noktada olsem hicbir sey fark etmeyecekti. insanlari anlamiyorum. hayir anliyorum da neden bole olduklarini anlamiyorum. belli ki onlar da beni, niye anlasindi.
tertemiz sokaklara serpistirilen kafeler tiklik tiklim dolu. eskiden olsaydi havadaki dumani bile gorurdum. ama simdi her yer daha steril. grup grup halinde insanlar konusuyorlar, bir seyler iciyorlar. disardan onlara bakarken buluyorum kendimi. edward hopper olsa onlari degil benim onlara baktigim halimi cizerdi. cunku cok yalnizim bu kaldirimda dururken ve icerdekilere bakarken. yanimdan bisikletiyle biri geciyor. herkes ve her sey gelip geciyor. beynimin ust kisminda beni zorlayan bir sey var. gozkapaklarima baski yapan. istesem su an burada aglarim. ama yediremiyorum kendime. aglamayi. cunku biri gelip why are crying diye sorarsa verecegim tek cevap because i can olacak ve bu cok sikacak canimi.
her seyin degismesini istiyorum. her sey bir anda degissin. eskisi gibi de olmasin. yepyeni ve asla tahayyul edemedigim bir yerde bulayim kendimi. sorun da bu galiba. hayat beni sasirtmiyor. kimse beni sasirtmiyor artik. ah, tabii zorunda falan da degiller ama hayir olmuyor.
dun defterime gercekten sevdigim insanlarin isimlerini yazdim. sonra beni gercekten sevdiklerini dusundugum insanlarin. kesisim kumesinde cok az isim kaldi. ve isimlerin hepsini opmek istedim. yanimda olsalardi yuzumden gulucukler eksik olmazdi. sonra bir anda hep aklima gelen o sahne yine geldi. kocaman bir kahvalti sofrasi. boyle yesillikler icinde bir bahcede. ve hepimiz orada oturmusuz. caylar, kahveler, en sevdigimiz peynirler. salincakta sallananlar ve top kosturanlar. oyle cok degiliz. ogleden sonra sarap icecegiz belli ki. derken gittikce siliklesti her sey. son pixeline kadar gordum yitisini. olmek benim icin boyle bir seydi. olmek benim icin cok ama cok kolay bir seydi. bu yuzden yapmak istemiyordum.
No comments:
Post a Comment