onca kahveye ragmen.
saatlerdir ofisteyim. az once seda'ya gittim. bana corba, bezelye ve yogurtlu semiz otu yedirdi. sonra da guzel kahve yapti. seda'nin bir cit otede yasiyor olmasi ne kadar guzel.
seda harika guluyor. cok da nefis resimler yapiyor. yeni sergisinin yapim asamasina taniklik etmek ise ayrica zevkli. guzel hatiralar olarak bellegimde yer ediyordu bu gibi seyler. insanlarin uretim asamalari zaman zaman sancili olsa da cok heyecan verici ve cok degerli. ben su ana kadar genelde gozlemci oldum. olsun, seviyorum bunu. bos bos cene calmaktan iyidir. ogreniyorumdur ki bir seyler.
bu arada, saat 21.09. hala ofisteyim. her defasinda her seyi bir cirpida bitirmek istiyorum ama hicbir sey bir cirpida bitmiyor. hayal kuruyorum bos bos. sevdigin seyi yapmalisin diyor jonathan ames bored to dearth'in senaryosunda acik acik. bored to death baslasin istiyorum.
ne bakiyosun tip tip jonathan, sevdigim seyi yapiyorum. ekim ayini bekliyorum.
misa'nin hali gozlerimin onune geliyor. uzuluyorum. misa tatli bir kedi. ve yasli. misa'ya belle&sebastian dinletmek istiyorum yipranmis rabitalarin ustunde.
cok uykum var. hala.
No comments:
Post a Comment