Friday, July 1, 2011

bazen dark side'a gecmek gerekiyor.

karanlik ve kotulukle mucade etmek gerekmedigini dusunen, zaten kotuluk ne ki, sen cok mu iyisin seklinde post modern şalalayı geciyor ve hemen konuya giriyorum: evet kotuluk var. sivas katliaminin fotograflari cocukluk zihnimde capcanli duruyorken ve daha gecen gunlerden birinde, yine uyuyamadigim bir gece uzerime cokmusken, cunku o gun yine dava zaman asimini ugramisti, cunku demekten yoruldugum zamanlardi, insan yiginlari hakkinda dusundum durdum. aklima doksanlarda intikam alan sol orgutler geldi. ve bildigim yuzler. ve daha bir cok sey. ulrike meinhof'un federal almanya'da gorev yapmaya devam eden eski nazi subaylari ile ilgili soyledikleri. sanki onca insan olmemis ve vahset yasanmamis gibi her seyin tipki eskisi gibi devam edisi.
ve tahammul sinirlarimi zorlayan onca seyin karsisinda sevgi ile ve olumlu bir sekilde durmami salik veren anne felseseleri. iyilik yap, iyi ol. iyi, hadi.
bisi diyim mi, hicbir boka yaramiyor.
olmuyor yani.
hep daha cok uzulmeye ve aci cekmeye mahkum olmak demek bu.
evde de boyle, iste de.
insanoglunu anlamaya calismak beyhude bir caba bazen.
cogu zaman en iyisi olmekmis gibime geliyor. ya da kendi kucuk dunyamda hicbir seye temas etmeden yasamak. veya silahi elime alip got kesmek. cunku yapilan kotuluklerin cezasi cehennemde yanmak degil, bosuna debelenmeyin ilahi adalet diye kendi kendine olan bir kavram da yok. bu yuzden, ya got kesicem ya da bir ofis masasinin altinda gozyaslari icinde boyle seyler yazmaya devam edicem.

No comments:

Post a Comment